Nurettin Topçu’nun Kaleminden

Topraktan uzaklaşan insanın ilk işi, yine topraktan çıkardığı demire yaklaşmak oldu. İlkin demiri kılıç yaptı; başka insanların kafasını kesti. Sonra sabanına bağladı; toprağın bağrını eşti. Daha sonra demirden yaptığı aletlerle kurduğu şehirleri yerleştirdi. Burada toprak sevgisi yerini demirin hırsına bıraktı. Demirle oynadıkça içindeki şeytan harekete geçti. İnsanın eliyle aletleşen demir, ihtirasları kımıldattı. Hırslar arttıkça kalbi ezdiler ve demirin azdırdığı ihtiraslar insana hakim oldular. İnsan, kendinden kaçıp dışındaki eşyaya çevrildi. Demirin gücü ile aletleşen varlıklar binlerce demirden ok halinde kalbe saldırdılar. Toprağını kaybeden kalp harap oldu. Toprak huzuru ve sonsuz saadeti yaşattığı halde, topraktan çıkarılan demir, dünyayı karanlıkla doldurdu. Bugün büyük makina halinde dünyamızın üstüne kabus gibi çöken demir saltanatı, kendisine hayran insanın kalbini çürütmüş ve huzur ile mutluluğu yeryüzünden kovmuş bulunuyor. Demirin pençesinde iradesiyle esirliği kabullenen insan, mesafeleri ve fezayı demirle aşıyor, onunla harikalar meydana getiriyor, onu ilahlaştırıyor ve demire ibadetini arttırdıkça ruhundaki huzur daha azalıyor. Kendinden biraz daha uzaklaşıyor, hayat sevgisini hergün biraz daha kaybediyor. Gitgide o bir iskelet haline gelmektedir. Uçan bir iskelet, herşeyi yapmak iddiası ile çırpınan bir cesed, kin ile hırs ve hasedin kudurttuğu bir ifrit , can çekişen bir canavar.
Nurettin Topçu,
Kültür ve Medeniyet, Sayfa 197
*

Âlemin gözleri aya çevrilmişken biz ruhumuza dönelim.
Kendinden geçip de kendini bütün bütün kaybeden insanlığın kendine dönüş devri yaklaşıyor.
Nurettin Topçu
Kültür ve Medeniyet, Sayfa 137

*
“20.asır bize, her geçmiş asırdan daha dikenli bir yol açıyor. Asrımızın çocuğu, sade nefsin değil, büyük sanayi canavarının, biri binlerce nefse nazire olan makinenin eseridir; bunların hepsine esir olan bir nefsin eseridir…Zaliminden imdat istiyor. Makineden medet umuyor.”
Nurettin Topçu
Var Olmak, Sayfa 111

*
Bugün içimizde yapmak, yaratmak, yaşatmak ideali nedir bilmeyerek, sırf kazanmak, apartman, otomobil sahibi olmak için yaşayanlar çoğalmaktadır. Medeniyet, satın alınır zannettik, elbiseyi aldık, insanı göremedik bile ve hazır aldığımız bu teknik, sahibi tarafından kullanılamayan, sahibine yabancı bir gizli el tarafından sahibinin hesabına ve onun varlığında kullanılan bir bıçak gibi, benliğimizde derin yaralar açtı. Biz ağacı yetiştirmeden meyvesini toplamaktan zevk aldık. Hakikat aşkını duymuş nesiller yetiştirmeden, insan hayatının değerine dair bir cümle öğretmeden, ilmin meyveleri olan, hakikatin yemişleri olan teknik vasıtaları memlekete doldurduk. Netice ne oldu? Memleketin büyük kütlesi adeta mağara devrinin hayatını yaşarken, iki şehir teknik harmanı haline getirildi. Üniversitelerine dünyanın her tarafından mütehassıslar getirilen milletin genç nesilleri bünyesiz, çelimsiz ve öksürüklü bir hale geldi. Avrupa ve Amerika’nın üniversiteleriyle kendi üniversitelerinden şu son devirde binlerce mühendis çıkarmış olan bir millet, kendi yolsuz yurdunda kuşlar gibi uçmak ihtiyacındadır.
Nurettin Topçu
Kültür ve Medeniyet, Sayfa 24

*
Ruhumuzun yapısını teşkil eden ve eski dediğimiz maziden sıyrılmaya, soysuzlaşma denir. Soysuzlaşma olayı, ecdat ve tarihe sahip olmayan fertlerde gözükür veya ruhi bir hastalığın, bir şahsiyet hastalığının eseri olarak meydana gelir.
Nurettin Topçu
Yarınki Türkiye, Sayfa 223 – Dergah yayınları

*
İnsan hayata kendi ruhuyla bakıyor. Dışarıda kendi ruhunu görüyor. Ruhun kararmışsa alem de kararmıştır. Ruhun kurtulduğu yerde her şey kurtulmuştur.
Nurettin Topçu
Kültür ve Medeniyet

*
Âlem, üç şeyin mecmuundan ibarettir: Varlık, düşünce ve hareket.

Bunların hepsini kendinde toplayan insan, üç şeyin peşinde olmak için yaratılmıştır: Hakikatın, hayrın ve güzelliğin.

İnsan ruhunda bu üç şeye götüren üç yeti vardır: Zeka, duygu ve irade.

Zeka üç yerde kullanılır: Kazanmada, hilede, ilimde.

Duygunun üç dünyası vardır: Sanat, rüya ve sevda.

İrade, üç âleme sığınma kudretidir: Hemcinsine, kendi samimiyetine ve Allah’a.

Bu üç yetinin birlikte ve ahenkli olarak barındığı kalp, üç şeyin mahfazasıdır: Aşkın, ümidin ve imanın.

Üç şeyi sevmeyen ruh, ölü odaları gibi karanlıktır: Çocuğu, tabiatı ve zalimle kavîden başkasına itaati.

Üç kişiye acıyınız: Zenginlikten sonra fakir düşene, şerefli iken zelîl olana, cahiller arasında kalan âlime.

Üç nesneden her yerde kaçmalıyız: Yersiz şiddetten, açlık bırakmayan tatminden, kendimize çevrilmeyen tehditten.

Üç kişiden korkunuz: Merhametsizden, müraîden, mürtekipten.

Üç musibetten uzaklaşınız: Zulümden, zelzeleden, ‘bilirim’ iddiasında olan cahilden.

Üç kişiye el uzatınız: Hastaya, garibe, muhitinde anlaşılmayan bedbahta (bu yüzden kalabalığın arasında yalnız yaşayana.)

Üç türlü davranış kaba ve sahtedir: Kendini belli eden sanat, nümayişçi ahlak, kendine güvenen dindarlık.

Üç şey saadetin sırrıdır: Tevazu, kanaat ve ölümün eşiğinde sık sık dinlenme zevki.

Dünya üç şeyle Cennet olur: Elden, dilden ve gönülden vermekle; Allah’ın kullarını ta’n etmeyip affetmekle; zalime zulmetmeyip hidayet yolunu göstermekle.

Üç kişi karanlıkta kalmıştır: Aşkından çok talâkatını kullanan, imanını iddia yapan, aklın meyvasından lezzet almayan.

Üç hâkimin hükmünde hata aranmaz: Kalbin, kaderin, ölümün.

Üç yerde insan kendini tanır: Tövbede, zalimin kahrı altında, son nefesinde.

Hayatın manası üç yerde hakkıyla anlaşılır: Aşk ile birleşen ümidde, vecd ile yapılan ibadette, yeri yurdu unutturan seyahatte.

Gözyaşının üç yerde lezzetine doyulmaz: Vuslatta, mağfirette, merhamette.

Üç yerde insan Allah ile sohbettedir: Kalabalıktan incinmeyen yalnızlıkta, bir ümidsizin yüzünü ümidle güldürdüğü yerde, zalimin zulmü kendinden şükür taşırdığı anda.

İnsanlar içinde kendini bilenler şu üç kişidir: Rüzgârı bile incitmeyenler, kendi adlarını söylemekten utananlar, Allah’ın emaneti olan insanlara katı katı gözlerle bakmayanlar.

Üç türlü insan Allah’tan uzaktır: Rahatlarını hesaplayarak hizmetten kaçanlar (hizmet ehli olmayanlar), duygulu olduklarını ileri sürüp de sefalet sahnelerinden uzak duranlar, sefil ruhlarda feyz arayanlar.

Üç türlü insan Allah’ı göreceğinden müjdelenmiştir: Saf kalpler, gecenin karanlığında güneşi bulanlar, ölümü, hayatta iken, bütün hareketleriyle birleştirmiş olanlar.

Üç şeyin hududunda durmasını bilmelidir: İsteklerin, aklın, hayatın.

Üç şeyden ayrılınca diğer üç şeye geçmede acele etmelidir: İnsanlardan ayrılınca ibadete, hareketten çıkınca huzura, dünyaya vedalaşınca uhraya.

Var Olmak, Nurettin Topçu

SON KATILIM: 10 NİSAN

Fıtratın Çağrısı:
İnsan, Aslına Dön!

  • YARIŞMANIN AMACI NE?Fıtrat konusunda 'farkındalık bilinci' oluşturmayı amaçlıyoruz.
  • KİMLER KATILABİLİR?Ön Lisans ve lisans düzeyinde eğitim alan tüm öğrenciler katılabilir.
  • YARIŞMA TAKVİMİ NEDİR?İlan Tarihi: 05 Şubat 2020
    Son Teslim: 10 Nisan 2020
    Sonuç ve Ödül Töreni:
    16 Mayıs 2020
“Fıtratın Çağrısı: İnsan, Aslına Dön!” Konulu Deneme Yarışması

YARIŞMA DETAYLARI

YARIŞMA ÖDÜLLERİ

İlk 3 kişiye Dizüstü Bilgisayar, İlk 13 kişiye Özbekistan Seyahati

YARIŞMAYA KATIL

YARIŞMA TAKVİMİ

İlan Tarihi: 05 Şubat 2020
Son Teslim: 10 Nisan 2020
Sonuç ve Ödül Töreni:
16 Mayıs 2020

YARIŞMAYA TAKVİMİ